Geçmişe Bakış

 

Dünyadaki yoksulluğun en büyük sebeplerinden biri insanların taş yürekli olması değil, akılsız olmasıdır.


İşgücü tek başına dünyayı yaşanır kılabilecek, her damlası verimli ve etkin kullanılması gereken en önemli kaynak iken çoğu toplum bu değerli kaynağı israf eder. Aç gözlülük, kin, adına ne derseniz deyin insanlık bir basamak yukarı çıkmanın yolunun bir başkasının başına basmaktan geçtiğini düşünerek yaşar. 

Günümüzde bile, yaşamsal tüm döngünün merkezine paranın oturtulduğu, geçim kaynaklarının erkekten kadına, iş verenden işçiye, zenginden yoksula  sadaka verir gibi aktarıldığı bir sistemin varlığı söz konusu. Depremde yıkılan evlerin tekrar aynı yere inşaa edilmesi gibi saçma düsturla kurulan düzen, iplerini şanlı bir azınlığın elinde tuttuğu bir koşum arabası gibi yokuş aşağı son sürat gidip duruyor. Oysa toplumun her ferdinin doğal yeteneklerini keşfedip bu doğrultuda eğitilip istihdam edildiği, bir sistem rahatlıkla kurulabilir.

Pek çok ütopya yazarına esin kaynağı olan, 1888 yılında yayımlanan Geçmişe Bakış, Edward Bellamy' nin manifestosu olarak değerlendiriliyor. Yazar, A'dan Z'ye sosyalist değerlerle yönetilen bir toplumu konu edinmiş. Eser, emek sermaye sorunun çözüme kavuştuğu bir dünyada yönetimden tutun kadının toplum içindeki yerine kadar birçok konuya değinmiş. Hikaye, 1887 yılında uyuma zorluğu çeken, sadece hipnoz ile uykuya dalabilen zamanının burjuva, kapitalist karakteri Julian West'in bir sabah 2000 yılında uyanmasıyla başılıyor ve oldukça sürükleyici.

Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About