Ölümsüzlük

Kendi imgesini dert etmek insanın karşı koyamayacağı bir şeydir.

İnsan kendini taklit edilemez biricikliğine inandırmak isterse, imajını parlatmak için ömrünce çabalar durur. Çünkü sizi herkesten farklı, benzersiz  ve ölümsüz kılacak şey imajınızdır. 

Fakat hiçbir zaman, yaşantınız boyunca arkasına saklanıp sonsuza değin kaybolabileceğiniz, milim milim inşa ettiğiniz, sizi ölümsüz kılacak imajınızdan ibaret olamayacaksınız. Hem yaşadığınız sürece hem öldükten sonra başkalarının zihnindeki tezahürünüz farklı olacaktır. 

Çünkü işler böyledir ve kural herkes için geçerlidir: Başkalarını neden, nasıl sinirlendirdiğimizi, neden onlara sempatik geldiğimizi, onlara neden gülünç göründüğümüzü,asla öğrenemeyiz; kendi imajımız bizim için en büyük sırdır.


Kundera, birbiriyle alakasızmış gibi görünen 7 bölümden oluşan fakat bir noktada bağlanan olaylar, kahramanlar üzerinden yaşarken ve öldükten sonraki varoluşa değinmiş Ölümsüzlük isimli eserle. Tarih, sanat, felsefenin yanı sıra insan ilişkilerinden tutun cinselliğe kadar birçok konuyu farklı bir kurguyla işleyip yine entelektüelliğini konuşturmuş. Bir yandan romanın anlatıcısı diğer yandan kahramanı olarak karşımıza çıkan Kundera, yavaşlamanın ve sadeleşmenin öneminden bahsetmiş çokça.

Kendi deyimiyle taklit edilemez, uyarlanamaz özetletlenip anlatılamaz bir esere imza atmış. Ele aldığı karaktere derinlik katma ve yorumlama noktasında gerçek bir usta Kundera. Hicivleri, tespitleri, betimlemeleriyle altı çizilecek bir sürü cümle bırakmış esere.  Kitaplığın yıllar sonra tekrar okunacaklar kısmına koyabileceğiniz bir eser olduğunu düşünüyorum. 

Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim. 

Zaman ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Yorum Gönder (0)
Daha yeni Daha eski

About