Üzerinden çok uzun bir zaman geçse bile bazı olaylar insanda derin etkiler bırakır. Savaş, doğal afet, kaza, bir yakının kaybı gibi travmatik deneyimler kişinin yaşamının geri kalanını idame ettirmesinde düşündüğünüzden çok fazla yer edebilir.
Travmatik bir deneyimin sonrasında yaşanan stres bozukluğu koku, ses, sözcükler ve hislerle tetiklenebilir ve insanda hiç beklenmedik duygu ve düşüncelerin oluşmasına ve psikolojik deformasyona neden olabilir. Travma sonrasında olumsuz etkilerden uzak kalmak için yapılması gereken en iyi şey ise stres etmenlerinden uzak kalmak ve psikolojik destek alarak travma yaratan olayı paylaşmaktır.
Ian McEwan tarafından yazılan Sonsuz Aşk isimli eser, travmatik bir yaşantı sonrası Joe Rose'un başından geçenleri kaleme almış. Eşiyle birlikte piknik yaptığı esnada bir balon kazasına denk gelen Joe'nun hayatı, yaşadığı travmayı atlatamadan karşısına bir de kaza yaşandığı esnada tanıştığı De Clerambault Sendromlu birinin çıkmasıyla alt üst olur. Eşiyle olan ilişkisi, mesleki yaşantısı ve psikolojisi ziyadesiyle bozulan Joe'nun hayatı da artık tehlikededir. Eserin sonunda rahatsızlığa ilişkin uzunca bir not düşmüş yazar.
Gerilimi hiç düşürmeden, psikoloji, tarih ve edebiyatı kurgunun içine nakşetmiş McEwan, entelektüel birikimini hikayeye çok güzel aktarmış yine. Sinematografik ve yalın yazım tarzını bu eserde de ortaya koyan McEwan ile tanışmak için uygun bir eser olduğunu düşünüyorum. Okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
