Vazgeçmek bir kaçış değildir. Bazen gereklilik ve onurlu bir davranıştır. Mutlu bir aşkı, parlak bir kariyeri, ailenizi, dostlarınızı ve daha bir çoğu şeyi öylece bırakıp gitmek. Dünyanın bütün nimetlerinden bilinçli olarak vazgeçmek.
Yaratılışının temel sebebinin birilerine hayat kaynağı olmak olduğunu bilmek, sırf birileri hayatını sürdürebilsin diye ölüme güdülenip çaresizce hiç isyan etmeden kabullenip ölümü beklemek. Beklerken geçen kısacık ömrü anlamlı kılmaya çabalamak.
2017 yılında Nobel Edebiyat Ödülü alan Kazuo Ishıguro’nun kaleme aldığı Beni Asla Bırakma, aynı yatılı okulda okumuş üç gencin hayat hikayesini konu alıyor. Geçmişi tekrar tekrar yaşan Kathy, sürekli grubun lideri olmaya çalışan Ruth ve arkadaşları tarafından dışlanan Tommy arasında geçen olaylar gizemli ve sürükleyici bir anlatımla yazılmış.
Bilim kurgu türündeki eserin alıştığınız bilim kurgularla uzaktan yakında alakası yok. Eserin kurgusu ve yazım dili normal insanların günlük hayatını okuyormuş hissine kapılmanıza neden oluyor. Yaklaşık kitabın ortasına geldiğinizde bir distopya okuduğunuzun farkına varıyorsunuz.
Karakter çözümlemeleri, betimleri, akıcı üslubuyla Kazuo Ishıguro'nun hikayeciliği şapka çıkarılacak cinsten. Yayımlandığı yıl Time dergisi tarafından İngilizce yazılmış en iyi 100 roman listesine alınan eserden uyarlanan filmi de var. Sonu tahmin etmeme rağmen kitabı elimden bıraktığımda boğazım düğümlendi benim. Daha önce Günden Kalanlar isimli eserini okumuş onu da beğenmiştim.
Okumaya başlarken arka kapağı bile okumayan biri olarak elimden geldiği kadar detay vermemeye çalışarak yorumumu sonlandırıyorum çünkü bundan fazla ne yazsam spoiler olacak. Zaman ayırıp okumaya kesinlikle değer bir eser.
