Ruhunuzun aynaları vardır, evet evet yanlış duymadınız ruhunuzun aynaları.
Bir ruh ancak başka bir ruhla karşılaşırsa kendi varlığını hissedebilir ve devam ettirecek motivasyonu bulur. Bir ruh başka bir ruhla karşılaşmazsa ne mi olur?
İnsan yapısı gereği ilişkisel bir canlıdır ve her saniye ister iç süreçlerinde ister dış süreçlerinde bir bağlantı arar ve o bağlantının sağlıklılığına bile bakmadan, oradan gelen mesajları içselleştirdiği önceki kendilik parçalarına ekler, kıyaslar, birleştirir, yorumlar ve anlamlandırır. İç süreçlerdeki bağlantılar insanı en fazla 72 saat ayakta tutar ve eğer bir insanın tüm bağlantılarını keserseniz 72 saat sonra halüsinasyonlar üretmeye başlar çünkü beynin dil ve anlam üzerine kurduğu bu yaşamın ilişkisel zamanlara ihtiyacı vardır.
İlişkisel bir canlı olan insanın en büyük psikolojik problemlerinin temelinde kurduğu bu ilişkiler yatmaktadır. Ne acı değil mi ihtiyacınız olan ilişkileri kurarken yaralanmak.
Sabah uyandığınızda eminim bir çoğunuz aynaya bakıyorsunuzdur ve aynalar bize fiziksel görüntümüzü en nesnel hayaliyle yansıtıyor. Hiçbir ayrıntımızı olduğumuzdan farklı göstermiyor. Ne yazık ki ruhumuzun aynaları olan, ilişki kurduğumuz diğer insanlar bu kadar nesnel değil. Her insan kendi patolojisi ile bizden aldığını bize yansıtıyor ve bizler de bize yansıttıklarını baz alarak kendimizi sevilen-sevilmeyen, değer gören-değersiz, önemli-önemsiz, istenen-istenmeyen olarak konumlandırıyoruz.
Yani ezcümle patolojileri ile bize mesajlar veren insanların verdiği mesajların duygularına gerçeklikte öyle mi değil mi diye bakmadan, öfkeleniyoruz, seviniyoruz, beğeniliyoruz, red ediliyoruz vs.
Tek referansın gerçeklik olduğunu, gerçeklikte herhangi bir insanın hakkını yemedikçe, canına malına kast etmedikçe, yalan söylemedikçe, insanları aldatmadıkça vb. Gerçeklikte kötü olanları yapmadıkça her birimiz sevilebilen, değer görmeyi hak eden insanlarız.
Bizim duygularımızın referansı veya nasıl bir insan olduğumuzun referansı bir başkasının gözünden nasıl göründüğümüz, bir diğerinin bize yansıttığı duygular, yazdıklarımızın beğeni sayısı, hakkımızda yazılanlar değil, gerçekliğin ta kendisidir. Sizin hakkınızda birinin şöyle süper böyle süper demesi sizi süper yapmaz ya da onun size kötü demesiyle kötü de olmazsınız. Ama bize yöneltilen her cümlede, cümleyi yöneltenin ruhundan da parçalar vardır; iyi veya kötü.